Dönüştüm olmaktan korktuğum insana.
Uzaklaştım insanın her türlüsünden,
Düştüm o dipsiz denilen tüm kuyulara.
Bir abim demişti ki:
"Başkaları için yaşamayı bırakmalısın.
Bak etrafına; kim senin için yaşıyor,
Kim senin için çabalıyor?"
Çabalarım hep tek taraflı oldu.
Düştüğümde ayağa hep tek başıma kalktım.
Canım yandığında yaramı tek başıma sardım.
Ezildim hayatın ağırlığının altında.
Gözlerimden yaşlar süzülmedi belki,
Ama kalemimin mürekkebi tükendi bazen.
Yazacak söz, kuracak cümle bulamadım çoğu zaman.
Anlatamadım kimseye yaşadığım fırtınaları.
Bahsedemedim, onca acıya rağmen hâlâ savaştığımdan.
Söyleyemedim kimseye,
"Ben ölüyorum," diye.
Bağıramadım bazen,
Nefesim kesilirken.
Sessizliğiyle bağırıyor bazen insan;
İçinde yatan derin acıların
Sessiz ama keskin çığlığıyla.
Duyan olmuyor,
Gören olmuyor.
Bağırıyorsun, çağırıyorsun,
Ama kimse duymuyor bazen seni.
Soramıyor insan bazen,
"Neden bu durumdayım?" diye.
Anlatamıyor derdini kimseye.
Bir köşede kendi kendine sızlanıyor,
İçinde kalan birkaç damla hayalle.
Dostları oluyor bazen insanın.
Derdine ortak olanlar çıkıyor karşısına.
Sevgiyi, saygıyı yeniden hatırlıyor.
Ama nedense,
Ölüme biraz daha yaklaşıyor sanki.
Bir çığ oluyor bazen insan;
Önüne ne çıkarsa yıkıp geçen bir çığ.
Duygularını sarıp sarmalayan görünmez bağlar gibi,
Bağlıyor onu kendi hislerine.
Ve elinde kalan son duygularıyla,
Son umut kırıntılarıyla,
Çırpınıyor insan.
Sessizce...
Ama hâlâ çırpınıyor.