Kendime yabancı olduğum günlerdeyim. Sormayın nasıl olduğumu,kepaze bir yalnızlığın pençesindeyim. Üç noktayla bitirdiğim tamamlanmamış cümlelerime sığındığım kadar, güzel sevmeyi bilen bir kalbe sığınabilseydim keşke.Ve sığabilseydim o kalbe.Ve sığdırabilseydim gözyaşlarımı bir adamın avuç içlerine...
Keşke bu kadar tereddüt etmeseydim kendimden, bu kadar düşünmeseydim hikayenin sonunu,bir kalbi mesken tutmak için bu kadar kılı kırk yarmak zorunda kalmasaydım keşke. Böylesine mide bulandırıcı bir yalnızlığın içinde bulmasaydım kendimi,mutsuzluktan dibi görmüşken her şey yolundaymış gibi davranmak zorunda hissetmeseydim, taktığım sahte maskelerin beni ne kadar yorduğunu ve bunun ne kadar saçma olduğunu her gün yeniden hatırlatabilseydim kendime.
Ve anlaşılacağım bir yer bulmak için bu kadar debelenmeseydim,her toprakta çiçek açmayacağını bu kadar geç öğrenmeseydim, kendimle savaşmak yerine kendime zeytin dalı uzatabilseydim keşke...
Kendime yabancı olduğum günlerdeyim. Bu kadar birikmeseydi keşkelerim, belki daha iyi bir insan olabilirdim.Hem belki o zaman, kendime de iyi gelebilirdim,kimbilir...
Ne zormuş, insanın kendine yabancı olması.Biraz daha delirebilmek isterdim,ruhumun bedenimi terk etmeye hazır olduğu bu zamanlarda,yaşama bir hışımla elveda diyebilmek için.