Mutluluk Nereye Gitti?
İnsan, içindeki bazı boşlukları zamanla doldurabileceğini sanıyor.
Bir gün yeni bir insan gelir,
bir yolculuk yapılır,
bir şarkı yeniden güzel gelir,
bir masa kurulur,
bir sabah uyanırsın ve her şey eskisi gibi olur...
Eskisi gibi olur sanırsın ama olmaz..
Bazı boşluklar bir şeylerin eksikliğinden değil, çok şeyin geride kalmış olmasından var oluyor.
İnsan bir süre sonra kendine şu soruyu soruyor "Sahi mutluluk neydi?"
İçten gelen bir huzur mu?
Birinin yanında kendini tamamlanmış hissetmek mi?
Uzun zamandır özlediğin o duygunun bir anlığına geri dönmesi mi?
Yoksa hiçbir şey düşünmeden, sadece iyi olduğunu bilmek mi?
Belki de mutluluğu hep bir duygu sanıyoruz.
Oysa mutluluk, insanın hayatıyla kavga etmeyi bıraktığı o küçük anlar olamaz mı?
Her şey yolunda olduğu için değil; her şey yolunda olmadığı hâlde, yine de hayatın içinde kendine küçük bir yer bulabildiğin anlar...
Bazen insanın özlediği şey mutluluğun kendisi de olmuyor.
Kendinin daha önceki halini özlüyor.
Daha kolay heyecanlanan,
daha kolay güvenen,
bir şarkıyla bütün geceyi değiştirebilen,
bir telefonla plan yapıp evden çıkabilen,
yarının bugünden daha güzel olabileceğine gerçekten inanabilen halini...
Belki de en büyük kayıp bu.
Ve belki insanın yeniden başlaması tam da burada oluyor.
Mutluluğu bulduğunda değil...
Onun eskisine benzemeyeceğini kabul ettiğinde ancak ortaya çıkabiliyor...