Artık bazı şeyleri kendime itiraf etmem gerekiyor. Son zamanlarda kendime odaklanmayı, kendimi düşünmeyi ve kendi yaralarımı iyileştirmeyi o kadar büyüttüm ki bana değer veren insanları görmezden gelmeye başladım. Sürekli kendi içimde ne yaşadığıma, ne hissettiğime, ne kadar yorulduğuma baktım ama karşımdaki insanın ne hissettiğini sormayı unuttum. Kendi acımı o kadar merkeze koydum ki başkalarının bana uzattığı eli bile bazen görmedim. Sonra da dönüp neden yalnız kaldığımı sorguladım. Belki de bazı yalnızlıkların sebebi hayat değil, insanın kendi yaptığı hatalardır.
Kendime değer vermeyi öğrenirken bencilleşmiş olabilirim. Kendimi korumakla insanları kendimden uzaklaştırmak arasındaki farkı bazen anlayamadım. Canım yanmasın diye duvar ördüm, sonra o duvarların arkasında kimsenin olmadığından şikayet ettim. Beni gerçekten önemseyen insanlara karşı bile bazen sessiz kaldım, ilgisiz kaldım, hatta onların sevgisini hak etmiyormuşum gibi değil de sanki onlar beni anlamak zorundaymış gibi davrandım. Halbuki herkesin sabrının bir sınırı var. Herkes benim içimde verdiğim savaşı bilmek zorunda değil. Ben anlatmadıkça kimse neremin kanadığını tahmin etmek zorunda da değil.
Bir de çaresiz kaldığımda sessizleşmeyi öğrendim. Ne söyleyeceğimi bilemediğimde sustum, kırıldığımda sustum, yorulduğumda sustum, bazen haklı olduğumu düşündüğüm halde bile sustum. Ama artık şunu fark ediyorum, her sessizlik olgunluk değil. Bazen sadece korkaklık. Bazen yüzleşmemek için seçtiğim kolay yol. Konuşursam bazı şeylerin değişeceğinden, bazı insanların gideceğinden, bazı gerçeklerin yüzüme vurulacağından korktuğum için sustum. Sonra da içimde biriktirdiklerimin altında ezildim.
Kendime bir tokat gibi söylemem gereken şey şu, herkes seni anlamak zorunda değil ama sen de kimseyi anlamaya çalışmaktan vazgeçme. Kendine değer vermek, sana değer verenleri değersiz görmek değildir. Kendi yaralarını iyileştirmek, başkalarının yaralarını görmezden gelmek değildir. Ve susmak her zaman güçlü olmak değildir. Bazen insanın söylemesi gereken bir cümleyi zamanında söylememesi, kaybetmekten korktuğu şeyi kendi elleriyle kaybetmesidir.
Artık kendime acımayı değil, kendimle yüzleşmeyi öğrenmem gerekiyor. Çünkü hayatımda değişmesi gereken her şeyi başkalarında ararsam hiçbir yere varamam. Belki bazı insanları ben kırdım, bazılarını ben uzaklaştırdım, bazı sevgileri ben fark edemedim. Bunu kabul etmek canımı acıtıyor ama galiba büyümek biraz da insanın kendini haklı çıkarmaktan vazgeçip kendi hatalarının karşısına dikilebilmesi. Kendime not, bir daha yalnız kaldığında herkesi suçlamadan önce kendine de bak. Belki aradığın insanların bir kısmı zaten yanındaydı, sen sadece kendi içindeki gürültüden onların sesini duyamadın.