Denemelere Dön Herşey Biraz Hala Ben

Herşey Biraz Hala Ben

Ulan Musa @musafalan 17 September 2026

Bazen insanın hayatında öyle bir dönem geliyor ki, geriye dönüp baktığında yaşadıklarından çok, kendisinin nasıl değiştiğini fark ediyor. Ben galiba bir süredir tam olarak bunu yaşıyorum. Eskiden bazı şeylere bu kadar anlam yüklemezdim. Birinin gitmesi sadece birinin gitmesiydi, bir planın bozulması sadece ertelenmiş bir plandı, bir insanın beni anlamaması da dünyanın sonu değildi. Şimdi ise en küçük şeyin bile bende bıraktığı izi uzun süre taşıyorum. Belki yaşadıklarım beni daha dikkatli yaptı, belki de gereğinden fazla düşündüren birine dönüştürdü beni. Ama bildiğim bir şey var; artık hiçbir şeye eskisi gibi bakamıyorum. Geçmişte verdiğim bazı kararları bugün olsa yine verir miydim, bilmiyorum.

Bazı insanlara yeniden kapıyı açar mıydım, bazı sözleri yine söyler miydim, bazı şeyleri düzeltmek için yine aynı kadar uğraşır mıydım, bundan da emin değilim. İnsan gençken yaptığı şeylerin sonuçlarını bu kadar hesaplamıyor. Bir anın içinde yaşayıp geçiyor. Sonra yıllar geçiyor ve o anların bir kısmı dönüp insanın karşısına oturuyor. "Beni neden böyle yaşadın?" diye sormuyorlar belki ama insan kendi kendine soruyor. Ben de son zamanlarda kendime çok soru soruyorum.

En çok da şu geliyor aklıma; Ben ne zaman bu kadar temkinli oldum?

Bir zamanlar bir şey güzel olacaksa sadece güzel olmasına izin verirdim. Şimdi güzel başlayan bir şeyin nasıl biteceğini düşünüyorum. Bir insan bana iyi davrandığında bunun ne kadar süreceğini merak ediyorum. Bir şey yolunda giderken bozulma ihtimalini hesaba katıyorum. Daha yaşanmamış bir sonu, yaşanan güzel şeyin içine kendim yerleştiriyorum. Sonra da neden eskisi kadar heyecanlanamadığımı anlamaya çalışıyorum. Belki insan bazı hayal kırıklıklarından sonra kalbini değil, ihtimalleri dinlemeye başlıyor.

Bunun bana ne kazandırdığını bilmiyorum. Daha az üzülmeyi mi? Sanmıyorum. Sadece bazı şeyler olduğunda şaşırmamayı öğrendim. İnsanların değişebileceğini, verilen sözlerin her zaman tutulmayacağını, bazı yakınlıkların ömürlük olmadığını, aynı masada oturan insanların bile birbirlerinin hayatından bir gün çıkabileceğini öğrendim. Bunlar büyümek mi bilmiyorum. Ama çocukken sahip olduğum o hesapsız tarafın artık bende olmadığını hissediyorum. Belki de en çok buna üzülüyorum.

Çünkü insan bazı şeyleri kaybettiğinde sadece bir insanı ya da bir zamanı kaybetmiyor. Kendindeki bir hali de geride bırakıyor. Ben eski halimi bazen özlüyorum. Her şeyi bu kadar tartmayan, birinin söylediği güzel bir söze gerçekten sevinebilen, yarını bugünden daha fazla düşünmeyen halimi. Şimdi kendimi toparlamaya çalışırken fark ediyorum ki geri dönmek istediğim yer aslında geçmişteki bir tarih değil. Kendimin daha hafif olduğu bir yer.

Hayatın garip tarafı da burada başlıyor. İnsan geçmişteki kendisine dönmek istese bile aynı insan olarak dönemez. Çünkü artık biliyor. Bazı şeylerin nasıl kırıldığını, bazı insanların nasıl uzaklaştığını, bazı seçimlerin nelere mal olduğunu biliyor. Bilmek bazen insanı büyütmüyor, sadece daha erken susturuyor. Ben de sustuğum yerleri yeniden düşünüyorum.

Söylemem gereken halde söylemediğim şeyleri, gitmemem gereken halde gittiğim yerleri, kalmam gereken insanların yanında neden bu kadar uzak durduğumu düşünüyorum. Bazen bir insanın hayatımdan çıkmasına kızıyorum ama sonra kendime dürüst olduğumda, onun gitmesini kolaylaştıran tarafın bende de olduğunu görüyorum. Bunu kabul etmek kolay değil. Çünkü insan kendini hep hikayenin mağduru olarak anlatmaya daha yatkın. Oysa bazı hikayelerde insan hem kırılan hem de kıran taraf olabiliyor. Ben bunu yeni yeni öğreniyorum.

Her şey benim başıma gelmedi. Her şey bana yapılmadı. Her şeyin suçlusu başkaları değildi. Bazen ben yanlış zamanda yanlış yerdeydim. Bazen gururumu anlayışın önüne koydum. Bazen karşımdakinin söylemesini beklediğim şeyi kendim söylemedim. Bazen birinin bana ulaşmasını beklerken ona neden ulaşmadığımı hiç düşünmedim. Bazen de kendimi koruduğumu sanırken aramızdaki mesafeyi ben büyüttüm.

İnsan kendine dürüst olmaya başladığında, başkalarına söyleyemediği bazı şeyleri kendi yüzüne söylemek zorunda kalıyor. Benim payıma da bunlar düştü.

Yine de bütün bunların arasında kendime haksızlık etmek istemiyorum. Çünkü elimden geleni yaptığım zamanlar da oldu. Bir şeyleri düzeltmek için gerçekten uğraştım. Birilerinin yanında olmak için kendi işlerimi erteledim. Kimi zaman sadece bir insanın günü biraz daha güzel geçsin diye kendimden verdim. Bunların hiçbirini başıma kakmak istemiyorum artık. Sadece şunu anlamaya çalışıyorum; iyi niyetli olmak, insanın kendisini unutmasını gerektirmiyor. Belki bundan sonra öğrenmem gereken şey tam olarak bu.

Birini sevmekle kendini ihmal etmek arasındaki çizgiyi görmek. Birinin yanında olmakla onun bütün yükünü taşımaya çalışmanın aynı şey olmadığını anlamak. Her şeyi düzeltmeye çalışmadan da değerli kalabilmek. Bazen cevap vermemekle kaçmak arasındaki farkı, bazen gitmekle vazgeçmek arasındaki farkı öğrenmek. Çünkü ben hayatı biraz fazla "ya hep ya hiç" yaşamışım.

Ya sonuna kadar bağlanmışım ya tamamen çekilmişim. Ya bir insanı hayatımın merkezine koymuşum ya da hiçbir şey olmamış gibi davranmışım. Ya bir şeyi düzeltmek için kendimi tüketmişim ya da artık hiçbir anlamı yokmuş gibi bırakmışım. Aradaki o sakin alanı hiç öğrenememişim. Belki şimdi öğrenme zamanıdır. Artık her şeyi çözmek zorunda olmadığımı bilmek istiyorum.

Bazı soruların cevabı olmayabilir. Bazı insanların neden geldiğini, neden kaldığını ya da neden gittiğini hiçbir zaman tam olarak anlayamayabilirim. Bazı şeyler açıklanmadan bitecek. Bazı özürler hiç gelmeyecek. Bazı konuşmalar yapılmadan kalacak. Bazı insanlar benim hakkımda yanlış düşünecek ve ben bunu değiştiremeyeceğim. Eskiden bunların hepsini düzeltmeye çalışırdım. Şimdi ise ilk kez, her şeyin benim müdahalemle düzelmek zorunda olmadığını kabul etmeye çalışıyorum. Belki huzur dediğim şey de biraz burada saklıdır. Her şeyi anlamakta değil, her şeyi anlamadan da yoluna devam edebilmekte. 

Kendime karşı yıllardır tuttuğum hesabı da kapatmak istiyorum artık. Geçmişteki halimi bugünkü aklımla yargılamaktan yoruldum. O gün ne biliyorsam onunla karar verdim. O gün ne hissediyorsam onunla hareket ettim. Hatalarım oldu. Eksiklerim oldu. Keşke dediğim çok şey oldu. Ama geçmişteki beni bugünkü ben cezalandırdıkça hiçbir şey değişmiyor. Sadece dün ile bugün arasındaki mesafeyi daha da ağırlaştırıyorum. O yüzden bazı şeyleri affetmek istiyorum. Başkalarını değil sadece. Kendimi de.

Yanlış anladığım insanları, yanlış anlaşıldığım günleri, elimden kaçırdığım fırsatları, gereğinden fazla tuttuğum şeyleri, gereğinden erken bıraktığım insanları, kendime söyleyemediğim gerçekleri. Hepsini bir kenara koyup kendime ilk defa şunu söylemek istiyorum:

Her şeyi doğru yapmak zorunda değildin.

Her şeyi zamanında anlamak zorunda değildin.

Herkesi yanında tutmak senin elinde değildi.

Ve bütün bunlara rağmen hayatının geri kalanını geçmişte yaptıklarının cezasını çekerek geçirmek zorunda hiç değilsin.

Belki bundan sonra kendime verebileceğim en büyük söz, kusursuz olmaya çalışmamak olacak. Bir gün yeniden heveslenirsem sonunu düşünmeden sevinmek, biri bana iyi gelirse bunun biteceği korkusuyla o iyiliği küçültmemek, bir yere ait hissedersem bunun sonsuza kadar sürmesi gerektiğini düşünmemek istiyorum. Çünkü galiba hayatın benden istediği şey hiçbir şeyi kaybetmemek değil. Kaybettiklerimle birlikte de yürüyebilmeyi öğrenmek. Ve belki bir gün, yıllar sonra bugünlere baktığımda "Keşke daha az korksaydım" demek yerine, "İyi ki kendime yeniden bir şans vermişim" diyebilirim. Şimdilik bundan fazlasını istemiyorum.Sadece kendime yeniden yabancılaşmadan yaşamak istiyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap.

← Tüm Denemeler
#picemiyeti
Pişman İnsanlar Cemiyeti
Canlı Yayın • Karma Türkiye     Canlı Yayın • Karma Türkiye